Üniversite Eğitimi – Üniversiteler Arasındaki Farkı Açan 6 Neden

Üniversite Eğitimi – Üniversiteler arasındaki açılan farkı ve nedenlerini eğitim uzmanı Habip Artan yazdı…

Yeni bir üniversite kurarken veya mevcut bir üniversitede yeni adımlar atarken, yeni yatırımlar yaparken, gerek devlet üniversitesi olsun gerekse vakıf üniversitesi olsun bir takım kriterlere uyulması ve dikkat edilmesi gerekir. Bu durumda o üniversite çok kısa bir sürede gelişimini tamamlayarak ülkenin bacasız ekonomi dediğimiz eğitim süreçlerine daha etkin ve reel katkısı olur düşüncesindeyim.

Üniversite Tarihine Bir Bakalım!

Üniversite Eğitimi – Ülkemizde bugün itibariyle 209 devlet, 78 vakıf üniversitesi olmak üzere toplam 287 üniversite bulunmaktadır. Türkiye’de 70’li ve 80’li yıllarda üniversite sayısı parmakla sayılabilecek kadardı. Büyük şehirlerin dışında üniversite yoktu. Doksanlı yılların başına geldiğimizde üniversite sayısı 36 iken 1992 yılında 22 üniversitenin kurulmasıyla bu sayı 58’e yükseldi. Böylece üniversiteler Anadolu’nun birçok köşesine yayılmış oldu. 2002 yıllına kadar olan üniversite sayısı 10 yıl sonra 2012 yılına gelindiğinde 168‘e ulaşmıştır. Daha sonra 2005 yılında buna 15 daha ilave edilerek üniversiteler ülkemizin dört bir tarafına yayılmaya başlamış ve bugün gelinen noktada ülkemizde vakıf ve devlet üniversite sayısı 200’ün üzerine çıkmıştır. Öğrenci sayıları da bununla doğru orantılı olarak artmıştır. Esas itibariyle yükseköğrenimde amacımız toplumun her kesimini kapsayan, erişilebilir, nitelikli akademik personeli olan, kaliteli mezunlar veren, özel sektör ve devlet kurumlarında iş bulabilen öğrenci yetiştiren bir üniversite olmalıdır.

#1- Öğrenci Ve Öğretim Elamanı Sayıları Yeterli mi?

Üniversite Eğitimi – Bugün üniversitelerimizin tüm bölüm ve kademeleriyle eğitim gören öğrenci sayıları; örgün öğretim, ikinci öğretim, açık öğretim, uzaktan eğitim, ön lisans, lisansüstü eğitim olmak üzere 8,5 milyonu bulmuştur. Bu yılki mezun ve yeni kayıtları da sayacak olursak kayıtlı öğrenci sayısı 10 milyona varacaktır. Yüksek Öğretim Kurumlarında halen görevli olan öğretim elamanı sayısı 185 bin civarındadır. Öğretim elamanı başına düşen öğrenci sayısı 45’dir. Biraz daha gerilere gidecek olursak, bundan 38 yıl önce 1984 yılında üniversitelerde toplam öğrenci sayısı 335 bin, öğretim elamanı sayısı 20 bin iken, öğretim elamanı başına düşen öğrenci sayısı 17 civarında olduğu görülmektedir. Bu da gösteriyor ki öğrenci sayılarımızda ciddi bir artış olduğu görülürken öğretim elamanı sayılarımızda aynı doğrultuda bir artışı görmek maalesef mümkün olmamıştır. Bu konuda da bir takım kararlı adımların atılması gerekmektedir.

#2- Üniversitelerin Coğrafi Dağılımı Uygun mu?

Üniversite Eğitimi – 1992’de ve 2002’den sonra kurulan üniversiteler ilk yıllarda öğretim elamanı ihtiyacını mevcut üniversitelerden transfer ederek karşılamış, zaman geçtikçe kendi içinde ve diğer üniversitelerinden mezun olan doktoralı öğretim elamanlarından alarak gelişimini sürdürmüştür. Geldiğimiz noktada üniversite sayıları ülkemizde geçmişe göre yeterli olsa da ülke bazında coğrafi dağılımlarında dengesizlik olduğu görülecektir. Mesela Güneydoğu Anadolu Bölgesinde yer alan büyükşehirlerden Diyarbakır, Gaziantep ve Şanlıurfa’ya baktığımızda nüfusuna oranla üniversite sayısında denge olmadığı görülmektedir. Şanlıurfa’nın güncel nüfusu 2,15 milyonu aşmasına rağmen sadece bir devlet üniversitesi varken, aynı nüfusa sahip Gaziantep’te 4 üniversite, Konya’da 5 üniversite yer almaktadır. Bu illerin yanı sıra Malatya, Kahramanmaraş, Kayseri ve Sivas’ta da üniversite sayıları sadece bir tane ile sınırlı değildir. Nüfusu yoğun olan Diyarbakır, Şanlıurfa, Van gibi Anadolu’nun büyükşehirlerinde de en azından ikinci ve üçüncü üniversitelerin açılması gerekmektedir.

#3- Akademik Personel Dağılımı Adil mi?

Üniversite Eğitimi – 30 yılını tamamlamış, 1992’de kurulan Harran Üniversitesi’nde şu an itibariyle 1150 akademik personel varken 16 yıl evvel kurulan Adıyaman üniversitesinde 950 civarında akademik personel olduğunu görmek mümkündür. Bu da gösteriyor ki akademik personel dağılımında ve gelişiminde de ciddi bir dengesizliğin olduğu anlaşılmaktadır.

#4- Öğrenci Sayıları Dengeli mi?

Üniversite Eğitimi – Yine 1992 yılında kurulmuş olan Isparta Süleyman Demirel Üniversitesinde şu anki öğrenci sayısı 63 bin iken, aynı yılda kurulan Şanlıurfa Harran Üniversitesinde bu sayı 25 bindir. Keza 2006 yılında kurulan Adıyaman Üniversitesinde okuyan öğrenci sayısı 19 bin olarak kayda geçmektedir. Öğrenci sayıları konusunda da üniversitelerin birbiriyle makaslarının çok net bir şekilde açık olduğu görülmektedir. Tabii öğrenci sayılarının yüksek ve düşük olmasında o şehrin sosyal ve ekonomik şartları, coğrafi konumu her ne kadar etkili olsa da o üniversitede kurulan fakültelerin, bölümlerin türü ve sayıları ile birlikte bina ve teçhizat sayıları gibi birçok faktörler etkili olmaktadır.

#5- Üniversitelerin Gelişim Süreçleri Yeterli mi?

Üniversite Eğitimi – Bir üniversite kolay kurulmuyor. Kuruluşu, gelişimi, fakülteleri, yüksekokulları, öğrenci sayısı, akademik ve idari personel sayısı ve niteliği çok çok önemli başlıklardır. Bir üniversitenin en fazla 10 yılda kuruluşunu, 25 yılda ise dikey gelişimini tamamlaması gerekir düşüncesindeyim. Bunda sonrası yatay gelişim seyrederek bulunduğu ilde yeni üniversiteler doğurması, öğrenci sayılarını artırması, bina ve teçhizat ihtiyaçlarını artırması, fakülte ve yüksekokul sayıları ile bölüm çeşitliliğini artırması gerekir.

#6- Akademik Araştırma ve Projelerde Başarılı mı?

Üniversite Eğitimi – Üniversitelerde her yılsonunda araştırma ve proje sayıları, yayın ve makale sayıları ile akademik teşvikler açıklanır. Gerek yüksek lisans ve gerek doktora tezlerinde danışman ve tez yürütücüsü akademisyenlere çok net görevler düşmektedir. Eğer öğrencilerin eğitim sürelerinde kaliteli yayın ve kazanımlarının olmasını istiyorsak, özgün bir çalışma ortaya koymak istiyorsak bizimde öğrenci ile beraber oturup araştırma yapmamız gerekir. Basmakalıp konularla yapılan araştırmalar maalesef ne öğrenciyi ne biz akademisyenleri geliştirir ne de o üniversiteyi geliştirir. Bu bakımdan kaliteli, özgün araştırma ve projelerin ortaya konması ülke ekonomisi başta olmak üzere bilim dünyası içinde bir getiri olacaktır.

İşte Adil Kriterler!

Üniversitenin bulunduğu ile ve bölgenin sosyal ve ekonomik şartlarına göre fakülte ve bölümlerinin yer alması gerekir.
Öğrenci sayısı ile öğretim üyesi sayısı orantılı olmalıdır.
Yakın ilçelerde açılacak MYO’larda bölgeye hitap eden butik bölümler olmalıdır.
Nüfusu fazla olan ilçelere fakülte kurulmalıdır.
Rektörler aşağı yukarı 4 yılda bir değiştiğinden mümkünse idari kadronun yerleri değiştirilmesin.
İdareciler 10 yılda bir teknik bir neden yoksa rotasyona tabi tutulsun.
□ İdari yönetim kadroları olarak bilinen Genel Sekreter ve yardımcıları, Daire Başkanları, Şube müdürleri ve idareciler üniversiteyi bilen alt kademeden yetiştirilmeli ve atanmalıdır.
İdari kadro atama sıralaması hizmet süresi ve yaş ve tecrübeye bağlı olmalıdır.
Emekli bilgi sistemi oluşturulmalıdır.
Araştırma merkezlerinin adı ile uygun ve uyumlu olacak şekilde aktive edilmesi.
Her alanda öğrenci kulüpleri kurulmalı.
Mezunlar bilgi sistemi mutlaka aktif işliyor olmalıdır.
Her fakültede öğrenci işleri, ayniyat, gerçekleştirme görevlisi ve bilgi işlemci müstakil olmalıdır.
Her fakültede birer kütüphane olmalıdır.
Öğrenci ve personel yemekhanesi farklı mekanlarda yer almalıdır.
Öğrenci ve akademik personelin her zaman ulaşabileceği bilişim ve internet destek hizmetleri merkezi olmalıdır.
Türkiye’de sayısı oldukça kabaran iş bulmada zorluk çekilen mesleklerde öğrenci kontenjanları düşürülmelidir.
Taban puan uygulaması Fen Edebiyat Fakültelerine de getirilerek kalite çıtası yükseltilmelidir.
□ Yeni açılacak bölümler mevcut personele göre değil bölgenin ihtiyaç ve şartlarına göre düşünülmelidir.
Gece yürütülen ikili eğitimler tamamen kaldırılmalıdır.
Yaz okulu iklim şartlarının çok sıcak olduğu yerlerde kaldırılmalıdır.
Bütünleme sınavları yoksa mutlaka getirilerek öğrencilerin istifadesine sunulmalıdır. Bu aynı zamanda yaz okuluna olan talebi bir nebze de olsan kesecektir.
Binası ve yeri olmayan bir fakülte varsa asgari 10 yılda bina araç gereç ve teçhizatları tamamlaması sağlanmalıdır.
İlk kurulduğu yıllarda şehrin değişik yerlerinde tahsis edilen bina ve taşınmazların iade edilerek tüm yatırımlarını ana kampüse yönlendirilmesi.
Ana kampüsün dışında yer alan mülk olan taşınmaz ve binaların satılarak ana kampüse yatırımların yönlendirilmesi.
Öğretim elamanları ve idari personele TOKİ işbirliği ile konut inşaat edilerek mülk sahibi yapılıp tercihan kampüs alanında ikamet etmeleri sağlanmalıdır.
Mevcut lojman sayıları personel sayısı ile orantılı artırılmalıdır.
Fakültelerde kurulan bölümlerin etkin olarak işletilmesi.
Uzun süre öğrenci almayan bölümlerin kapatılarak personelinin en yakın ana bilim dallarına aktarılması.
Mevcut Araştırma görevlisi personellerden azami derece istifade edilerek sadece araştırma değil fakülte ve bölümlerin işlerinde de görev verilmesi.
Dersi olmayıp ta ders veremeyen personel varsa en yakın ana bilim dalına transfer edilerek ders verilip atıl durumdan kurtarılmalıdır.
Bulunduğu yerde işi ve dersi olmayan öğretim elamanı varsa başka yerde geçici görevlendirme esası ile görevlendirilmelidir.
Fakültelerde öğrenci sayısı ile memur sayısı orantılı olmalıdır.
Bünyesinde yenilenebilir enerji merkezleri olan üniversitelerin bu merkezleri daha etkin ve aktif olarak kullanabilmesi için adım atılması.
Bünyesinde merkezi laboratuvar olan üniversitelerin ilin sanayisi ve tarım teknolojilerine katkıda bulunması için azami derece aktif ve etkin kullanılması.
Merkezi derslikler varsa kaldırılmalı. Her öğrenci kendi fakülte ve bölümünde dersine girebilmeli.
Öğrenci ve personelin istifadesine sunulan alışveriş merkezleri, çarşı ve kantinler üniversitenin kooperatifleri tarafından işletilerek öğrenciye olan maliyetinin düşük tutulması hedeflenmelidir.
Belediyeler tarafından çorba evleri kurularak her sabah isteyen öğrencilere çorba ikramı yapılabilmeli.
Üniversiteler bünyesinde kurulmuş vakıf ve derneklerin amacına uygun olarak aktif ve etkin bir şekilde işletilmesi.
Üniversitelerin ve Fakültelerin ortak kullanım alanları her zaman tertemiz olmalıdır.
Gece eğitimlerinde dersi olmayan yerlerde kaloriferlerin kısılması
□ Koridorlarda gündüz ve gece hiçbir ışık boşa yanmasın, gerekirse ışığa ve ısıya duyarlı aydınlatıcılar tercih edilmelidir.
Üniversite kampüslerinde yaşayan başıboş hayvanlara barınak temin edilerek düzenli bir şekilde yiyecek ve ihtiyaçlarının karşılanması.
Akademik ve idari personelin tamamının PDKS (Personel devam kontrol sistemi) tabi olması.
□ Hafta sonları ve mesai dışında personelin kartlı olarak kendi binalarına ve ortak mekanlara giriş ve çıkışlarına imkan verilmesi.
Sınıflar her zaman ter temiz olmalıdır.
Öğrencilerin derse devam ve yoklamaları kart sistemi ile kontrol edilmesi.
Ziraat Fakültesi gibi deneme sahasına ihtiyacı olan fakültelerin mutlaka öğrenci ve akademisyenlerine açık deneme alanlarının olması.
Güvenlik kamarası olmayan herhangi bir kör nokta bırakılmamalıdır.
Doktorasını bitiren öğretim görevlisi ve kadrolu araştırma görevlilerini Dr. Öğretim üyeliğine bekletilmeden kadro aktarımlarının yapılarak özlük haklarının verilmesi.
Bir binaya dört okul veya bir bloka dört birim birden verme ve yerleştirmeden vazgeçilmeli. Her Fakültenin müstakil bir binası tesis edilmelidir.
Sınıftaki öğrenci sayıları 40’ geçmemelidir.
Üniversitelerin SWOT analizleri yapılarak zayıf ve kuvvetli olan yönlerinin tespit edilmesi.
Tüm birim ve yönetim kademelerinin toplam kalite yönetim sistemleri ile akredite edilmesi.
İdari ve akademik olmak üzere iki ayrı rektör yardımcısının görevlendirilmesi
Üçüncü rektör yardımcılarının öğrenci işleri ve sanayi ile işbirliği konusunda istihdam edilmesi.
□ Rektör ve rektöre bağlı olan üst yönetim kadrolarının o ilin başta Vali ve Belediye Başkanları olmak üzere tüm il müdürleri ile uyumlu ve koordineli bir şekilde çalışması.
□ Başta kendi öğrencilerimize ve il içinde yükseköğrenim gören vatandaşlarımıza yaz aylarında ücretli staj yapma imkanı tanınarak onların yetişmesi sağlanmalıdır.
□ Öğrencilerimizin üniversitenin dışında veya şehrimizde staj yapmaları sağlamak için kamu ve özel sektörler ile işbirliği yapılmalıdır.

Yazar-Habip Artan / Eğitimci/Risale Haber/www.yeniegitimdergisi.com

Bir Cevap Yazın Cevabı iptal et