Türkçe Dersi – 2003 Öncesi ve Sonrasında Türkçe Dersi Programları Ne Öğretiyor?

Yağmur toprakla gül bahçıvanla buluşunca
Bahar gelir bayram gelir her yere
Yağmur yağdırmak da zor gül yetiştirmek de
Emek ister zaman ister sabır ister
Yağmurlar yağar güller yetişir de
Gül bahçesi olunca her yer
Toprak kokar gül kokar gönüller

Eğitim İnsan Yetiştirme Prosedürüdür.

Türkçe Dersi – İnsanlığın evrensel mutluluğu eğitimden; iyi insan yetiştirmekten geçiyor. Toplumlar da insanlar da düşüncelerini bozduklarında, kalplerini karanlığa, kargaşaya terk ederler. Meselemiz kalpleri sevgi ile toprağı yağmur ile gülü bahçıvan ile buluşturabilmek; iyi bir vatandaş, iyi bir insan yetiştirebilmek, milli ve manevi seciyeler ile donanmış bir nesil yetiştirebilmektir.

Çağdaş öğretim, bireylerden bilgiyi ezberlemelerini değil; bilgiyi anlamalarını, yorumlamalarını, üretmelerini ve bu becerilerini yaşamları boyunca kullanmalarını ister.

Önemli olan bilgiye erişim yollarını öğretmektir.

Bu süreçte öğretmen; bir rehber, bir lider ve bir güdüleyici rolünde olmalı, etkinlikleri organize etmelidir.

Esas olan her öğrencinin içinde var olan öğrenme arzusunu ve merakını harekete geçirebilmektir. Prof. Dr. Ziya Selçuk’un ifadesiyle tüm mesele öğrencilerin okula girişlerindeki adımlarının hızı ile okuldan çıkışlarındaki adımlarının hızını eşitleyebilmektir. Öğretim programlarını geliştirmedeki başarıyı, öğrenciye öğrenmeyi sevdirebilme oranı ile ölçebiliriz. Bu süreçte öğrenci bizim aynamızdır.

Öğretmenler Her Öğrencinin Öğrenme Usûlünü Fark Etmelidir.

Türkçe Dersi – Öğretmen;  bir orkestra şefi gibi her öğrenci ile “özel bir bağ” kurar, onlara yeteneklerini fark ettirir, içlerindeki hazinenin ortaya çıkmasına vesile olur.

Bilgi, tutum ve becerilerinin hayatına nasıl katkı sunduğuna, hayat kalitesini nasıl etkilediğine kendisini şahit ettirir ve onlara şahsiyet kazandırır. Öğrenci kendinin, kişisel yeterliliklerinin farkına varır; kendini doğru değerlendirir; duygularını doğru yönlendirir ve özgüven sağlar.

Geçenlerde bir anaokulu müdürünü ziyarete gittim. Öğleye yakın bir zamandı. Çocuklara öğle yemeği veriliyordu. Müdür Bey, çayın yanında öğrencilerin yediği öğle yemeğinden küçük bir ikramda bulundu. Tadına baktım. Daha önce alışık olmadığım bir tattı ama lezzetli idi. Merak ettim ve ne olduğunu sordum.  Müdür Bey, karnabahar dedi. Karnabaharın besin değerinin oldukça yüksek olduğundan ve insan sağlığına ciddi faydalarından bahsetti. Ve son söz olarak şunu söyledi, “Besin değeri oldukça yüksek bu sebzeyi çocuklar hiç sevmiyorlar ancak bu şekilde fırında börek gibi pişirdiğimizde çok seviyorlar ve yiyorlar.”

Usul Esastan Önce Gelmektedir.

Türkçe Dersi – Müdür Bey, son sözü söylediğinde duraksadım, düşündüm; öğrencilerini çok iyi tanıyordu. Onların faydaları yönünde bir usûl belirliyor ve onlara faydalı olan her şeyi sevdiriyor, onların sevgisini kazanıyordu.

Bilgi, tutum ve becerilerin davranışa dönüşmesi sürecinde anaokulu müdürünün usûlü dikkate alınmalıydı. Mecellede ifade bulan  “Usûl esastan mukaddemdir.” sözü hatırıma düştü. Malumunuz usûl olmadan asıla varılamıyor.

Öğrencinin seviyesine ve dersin niteliğine göre bir usûl belirlenmeli; somuttan soyuta, basitten karmaşığa bir yol takip edilmeli; öğrenilenlerin temsil ya da drama ile hayatla bağı kurulmalı; yaparak yaşatarak, öğrenme işlemine katılan duyu organlarının sayısı artırılmalı idi. Öğrenme sürecinde öğrencinin ve öğretmenin konumu doğru tayin edilmeliydi. Bu konularda elbette hep düşünüldü, çalışıldı.

Türkiye’de Program Geliştirme Çalışmaları:

1924 – 1950 – İlk Mektep Müfredat Programı”

Türkçe Dersi – Türkiye’de program geliştirme sürecine dair ilk çalışmaların 1924 yılından itibaren daha çok ilköğretim alanında başlatıldığı görüyoruz.

1924 yılında daha çok proje niteliğinde olan ve iki yıl uygulamada kalan “İlk Mektep Müfredat Programı” ile karşılaşıyoruz.  Bugünkü programların dayandığı altı temel esaslara öncülük etmesi açısından 1926 yılında hazırlanan “İlk Mektep Müfredat Programı” önem arz etmektedir.

Bu programın on yıl uygulamada kaldığını, dönemin şartları da dikkate alınarak 1930 (Köy Mektepleri, Müfredat Programı) ve 1936 yıllarında yapılan çalışmaların 1948 yılına kadar uygulamaya konulduğunu görüyoruz.

1950 – 1980 –  “Eğitim Programı”

Türkçe Dersi – Bütün bu çalışmalar sonucu masa başında hazırlan “Müfredat programı” anlayışının 1950’lerden sonra yerini “eğitim programı” anlayışına bıraktığını da ifade etmeliyim.

1950-1980 yılları arasında da eğitim programı anlayışında sahada yapılan önemli çalışmalara şahit oluyoruz. Buraya kadar program geliştirme sürecini özetlemeye çalıştım.

Türkçe Dersinin Öğretim Programının Serüveni

Türkçe Dersi – Yazımın bundan sonraki bölümünde Türkçe dersi öğretim programının geliştirilmesine ilişkin düşüncelerimi ifade etmeye çalışacağım.

Malumunuz Türkçe dersi öğretim programında öğrencilerin kazanımlar ve etkinlikler yoluyla okuma, dinleme, konuşma ve yazma becerilerini geliştirmeleri; dilimizin imkân ve zenginliklerinin farkına vararak Türkçeyi doğru, güzel ve etkili kullanmaları hedeflenmektedir.

Türkçe dersi öğretim programıyla;

  1. Dinlediklerini, izlediklerini ve okuduklarını anlayan;

  2. Duygu düşünce ve hayallerini anlatan;

  3. Eleştirel ve yapıcı düşünen, olay, durum ve bilgileri kendi birikimlerinden hareketle araştırma, sorgulama, eleştirme ve yorumlamayı alışkanlık haline getiren;

  4. Sorumluluk üstlenen, girişimci, çevresiyle uyumlu;

  5. Estetik zevk kazanmış ve milli değerlere duyarlı bireyler yetiştirilmesi amaçlanmaktadır.

Türkçe dersi öğretim programında yaklaşım olarak, öğrenme sürecinde öğrencinin birikim ve deneyimlerinden hareketle sorunlara çözümler üretmesi, öğrenme-öğretme etkinliklerinde öğrencinin gelişim düzeyinin dikkate alınması, dolayısıyla değerlendirmede öğretim sürecindeki gelişimin de önemli olduğu benimsenmiştir.

Bu yaklaşımın temel hedefi, öğrencinin öğretmen rehberliğinde etkili iletişim kurması, grup çalışmalarına katılması ve öğrendiklerini aşamalı bir biçimde inşa etmesidir.

1981-2003 Yılları Arasında Türkçe Dersi Öğretim Programı

Üzülerek ifade etmeliyim ki 1980 yılı ile 2003 yılları arası Türkçe dersi öğretim programının geliştirilmesine ilişkin ciddi bir çalışmaya rastlayamıyoruz. Hatta 4306 Sayılı 8 Yıllık Kesintisiz Zorunlu Eğitim Yasası ile ilköğretimin sekiz yıla çıkarılmasına bağlı olarak öğretim programların sekiz yıllık kesintisiz zorunlu ilköğretim anlayışına göre güncellenmediğini de ifade etmeliyim.

Türkçe dersi öğretim programının yeni program yaklaşımlarına uygun olarak geliştirilmesi sürecine, 2003 yılında Prof. Dr. Ziya SELÇUK’un Talim Terbiye Kurulu Başkanlığı yaptığı dönemde adım atıldığını görüyoruz.

1981-2003 Türkçe Öğretim Programlarının Karşılaştırılması

1981 yılında hazırlanan Türkçe öğretim programı ile 2003 yılında hazırlanmaya başlayan Türkçe öğretim programını karşılaştırmak suretiyle konunun daha iyi anlaşılacağını düşünüyorum.

 

2003 Öncesi

2003 Sonrası

Genel amaçlar, açıklamalar, özel amaçlar ve davranışlardan oluşmaktadır. Temel beceriler, genel amaçlar, öğrenme alanları, kazanımlar, etkinlik örnekleri, açıklamalar (uyarı, ölçme ve değerlendirme, ders içi ve diğer derslerle ilişkilendirme, ara disiplinlerle ilişkilendirme) bölümlerinden oluşmaktadır.

 

4306 Sayılı 8 Yıllık Kesintisiz Zorunlu Eğitim Yasasına uygun değildir. 4306 Sayılı 8 Yıllık Kesintisiz Zorunlu Eğitim Yasasına uygundur.
Programda hangi davranışın hangi amacı gerçekleştirmeye yönelik olduğu belirsizdir. Amaçlar ve amaçları gerçekleştirmeye yönelik kazanımlar belirlenmiştir.
Öğrenci merkezli bir yaklaşım gözetilmemiştir. Bazı amaç ve davranışlar öğrencinin değil, öğretmenin yapması gerekenleri ifade etmektedir Dinleme, okuma, konuşma, yazma becerilerinin kazandırılmasında öğrencinin aktif olmasına dayalı (öğrenci merkezli) öğretme ve öğrenme yaklaşım yöntem ve tekniklerine yer verilmiştir.
Öğrencilerin düzeylerine uygun olmayan amaç ve davranışlar belirlenmiştir. Amaç ve kazanımlar belirlenirken aşamalılık, öğrenci düzeyine uygunluk göz önünde bulundurulmuştur.
Programda davranışlar listesi yer almakla birlikte hangi davranışın hangi özel amaca ait olduğu belirsizdir. Programda öğrenme amaçları ve bunlara ait kazanımlar ayrı ayrı belirlenmiştir.

 

Eleştirel düşünme, yapıcı düşünme, iletişim kurma, girişimcilik, araştırma yapma, problem çözme, bilgi teknolojilerini kullanmayı sağlayacak hedef ve davranışlara yeteri kadar yer verilmemiştir. Eleştirel düşünme, yapıcı düşünme, iletişim kurma, girişimcilik, araştırma yapma, problem çözme, bilgi teknolojilerini kullanmayı sağlayacak hedef ve davranışlara yeteri kadar yer verilmiştir.
Programda ölçme ve değerlendirme esaslarına yer verilmemiştir.

 

Programda ölçme ve değerlendirme bölümü ayrıntılı olarak ele alınmış olup, ölçme ve değerlendirme için örnek formlar oluşturulmuş, araştırma ve projelere gereken ağırlık verilmiştir.
Program sözlüğüne yer verilmemiştir. Program sözlüğüne yer verilmiştir.

 

Programda kaynakçaya yer verilmemiştir. Programda kaynakçaya yer verilmiştir.
1997 yılında hazırlanan “Yazı Programı” ile bütünleştirilememiştir.

 

Bitişik eğik yazının kullanımının ilk sınıflarda kazandırıldığı varsayılarak 6-8. Sınıflarda işlerlik kazanması amaçlanmış ve buna yönelik kazanımlara yer verilmiştir.
1981 yılındaki yöntem ve tekniklerle sınırlı kalmıştır.

 

1981 yılından 2003 yılına kadar Türkçe alanındaki becerilere yönelik yöntem ve tekniklerle ilgili gelişmeler yansıtılmıştır.
Okuma becerisinin kazandırılmasına yönelik eksiklikler bulunmaktadır.

 

Toplumumuzda önemli bir eksiklik olarak görülen okuma alışkanlığının kazandırılmasına yönelik olarak okuma dosyasının oluşturulması üzerinde durulmuş, okuma dosyası örneğine yer verilmiştir.
Yazma becerisinde tür ayrımına gidilmemiştir. Yazma becerisinin kazanımları,  türlere göre düzenlenmiştir.
Ders işleniş örneğine yer verilmemiştir.

 

Ders işleniş örneğine yer verilmiş, bir dersin nasıl işleneceği ayrıntılı bir şekilde gösterilmiştir.
Etkinliklere yer verilmemiş

 

Çoklu zekâ kuramından da yararlanılarak (öğrencilerin duygu, düşünce ve hayallerini resimle ifade etme, yazdıkları şiirleri besteleme, gazete ve dergi çıkarma, sergi düzenleme vb) çeşitli etkinliklere yer verilmiş, öğrencilerin derse etkin katılımları sağlanarak edinilen bilgi ve becerilerin içselleştirilmesi amaçlanmıştır.
Okuma, dinleme/izleme, konuşma ve yazma becerilerine yönelik yöntem ve tekniklere yer verilmemiştir. Okuma, dinleme/izleme, konuşma ve yazma becerilerine yönelik yöntem ve tekniklere yer verilmiştir.
    Temalara yer verilmemiştir.

 

Temalara yer verilmiş olup metin seçiminde temaya uygunluk esas alınmıştır. Her temada farklı türden metinlere yer verilmesi belirtilmiştir.
Edebi türlerin sınıflara göre dağılımı yapılmamıştır. Edebi türlerin sınıflara göre dağılımı yapılmıştır.
Programda kullanılan terim ve kavramlarda birlik yoktur.

 

Programda kullanılan terim ve kavramlarda birlik sağlanmasına özen gösterilmiştir.
Metinlerde bulunması gereken özellikler belirlenmemiştir. Metinlerde bulunması gereken özellikler belirlenmiştir.
Dil bilgisi konularının dağılımında kolaylık-zorluk; öncelik-sonralık sırası göz ardı edilmiştir.

 

Dil bilgisi, kuraldan tanımdan ezberden uzak ve dilin diğer becerileriyle birlikte verilerek dil bilgisi işlevsel duruma getirilmeye çalışılmıştır.

Yazar: Serdar Bilgin – bilginserdarr@gmail.com 

Bir Cevap Yazın