Sözlü İletişim – Ne Olacak 5 Kelime ile Konuşan Gençliğin Hali?

Sözlü İletişim – Bir TV’de, tiyatro şovunda trajikomik bir iletişim konusu ele alınmıştı. Tam bir “Güler misin ağlar mısın” durumuydu. Muhteşem gençliğimiz topu topu 5 kelime ile konuşuyordu. Evet, yanlış duymadınız, yalnızca 5 Kelime!

Hani beş kelime dedikse içi boş kelimeler değil bunlar. Ele alsak beş cilt kitap serisi yazılabilir.

Sözlü İletişim – Bu 5 kelimeyi kim kullanıyor? Hangi gençlik; 60-70 yaş aralığındaki gençler mi? Hayır! Bu beş kelimeyi kullanan gençlik biraz Z kuşağı, biraz Alfa kuşağına ait gençlik.

Bu kuşak sosyal medya kuşağı. Twitter, mesajlaşmalarda 140 karakter kullandırıyordu; bu çok az bulununca 280 karaktere çıkardı. Yani diyor ki, “laga luga etme; az ve öz konuş!” diyor. Artık yeni edebiyat öğretmenlerimiz “Twitter, Facebook, İnstagram, Linkedin.

Söyler misiniz bunun neresi kötü?

Bu sınırlılık, “Ya doğru söyle ya sus” diyen bir inancın mensuplarını sözün afetlerinden korumanın bir desteği olarak değerlendirilemez mi?

Sözlü İletişim – Biz çok konuşanları seviyoruz. Onlar da bizim gibi dinleyici bulmuşlar ya, konuştukça konuşuyorlar.  Oysa bize, “Kısa kes Aydın havası olsun!” diye bir cümle öğretmişlerdi.

Gelelim benim gibi gençlerin kullandığı 5 kelimeye… Bunlar:

  • “Aynen”

  • “Yâni”

  • “Eyvallah”

  • “Sıkıntı yok”

  • “Ne alakası var”

Bu bir-iki bilemedin üç kelimeden oluşan tak anlamlı yapılar ne ifade ediyor? Anlamlılık düzeyi nedir?

Sözlü İletişim – O zaman bu kelimeleri verdiği mesaj üzerinden tek tek ele alalım:

“Aynen”

Anlamı şudur: “Şimdi benim çenemi açtırma, konuşmaya mecalim yok. Gevezeliğe de gerek yok; konuyu uzatma! Seninle aynı fikirdeyim. Seni anlıyorum; fark etmiyor musun?”

“Yani”

Anlamı şudur: “Dediklerinde hiçbir doğruluk yönü yok ama ayıp olmasın diye lafı eveleyip geveliyorum. “Yani… Kem Küm…”

“Eyvallah”

Anlamı şudur: “Eyvallah şahım eyvallah! / Hak la ilahe illallah” Yani ne diyorsan, sen dedikten sonra bana “eyvallah!” demek düşer. (Bu arada hayal edin: Elini göğsüne götürürken, hafif eğilir, baş yarım vals yapar, gözler alttan karşıdakine bakar; ha bir de parmaklara dolanmış bir tesbih de fotoğrafta yerini alır.)

“Sıkıntı yok”

Anlamı şudur: “Bak adamım, bana yamuk yapma. Şimdilik seni affediyorum; ama bir dahaki sefere bu müsamahamı bulamazsın!” Ya da “Dediklerin doğru değil; saçma sapan konuşuyorsun ama, büyüğümüzsün diye sesimizi çıkarmıyoruz.”

“Ne alakası var?”

Anlamı şudur: “Hoop; bir dakika! Bu kadar da palavracı olma!” Yani “Senin dediklerinin gerçeklikle alakası yok. Bunun felsefi boyutlarına girmeyeyim; seviyen yetmez, anladın mı?”

İşte böyle; bakın ne kadar derin anlamları var.

Bir de diyorlar ki, gençlik okumadığı için böyle az kelime kullanıyormuş.

Yok, yahu; kısa ve öz konuşmak yani “veciz” konuşmak kötü mü? Edebiyat öğretmenlerimiz hep demezler miydi “Edebiyat, az kelimeyle çok anlam ifade edebilme sanatıdır.” diye?

İşte geleceğin muhteşem edebiyatçısı gençler geliyor, savulun!

Bestami Çiftçi / Eğitimci-Sosyolog / bciftci@hotmail.com 

Bunu da okuyun; Göze bak kalbe konuş!

Bir Cevap Yazın