Sosyal Bilimler Gerçeği – Pandemi dönemiyle ortaya çıkan gerçek

Sosyal Bilimler Gerçeği – Dünya 1 yılı aşkın süredir Koronavirüs pandemisi ile mücadele ediyor. Bu mücadele haklı olarak bilim çevreleri ve tıpçıların liderliğinde, insan sağlığını korumak ve halk sağlığını gözetmek özelinde büyük bir çaba istiyor. Fakat pandemi süreci ilk yılını geride bırakırken, başta ülkemiz olmak üzere kriz yönetiminde unutulan bir ‘öncelik’ göz önüne çıkıyor.

Salgın tedbirleri sürecin en önemli kısmını ifade ediyor. Söz konusu tedbirler Koronavirüs kaynaklı Covid-19 salgını ile mücadelede büyük önem taşıyor. İnsanların evlerine kapanması, sosyal hayattan uzak tutulması, bir araya gelebilecekleri yerlere yasak konması sadece ülkemizde değil, dünyanın hemen her ülkesinde görülen tedbirler. Fakat işin göz ardı edilen kısmı tam olarak burada başlıyor.

Kapanmalar ve tedbirlerin halk üzerindeki ‘sosyolojik ve psikolojik’ etkisi yeterince konuşulmuyor.

KRİZ YÖNETİMİNDE SOSYAL BİLİMCİLER UNUTULUYOR

Sosyal Bilimler Gerçeği – Dünya elbette görülmemiş bir sağlık krizi yaşıyor. 1 yılı aşkın süredir devam eden, son aylarda ortaya çıkan ‘mutasyonlar’ ile etkisini arttıran Koronavirüs krizi halk sağlığını tehdit ediyor.

Fakat kriz yönetiminde sadece siyaset, sağlık çevreleri ve bilim adamlarından müteşekkil bir süreç yaşanıyor. Elbette ortaya çıkan kriz bu 3 çevreyi doğrudan ilgilendiriyor. Fakat bu çevreler kadar sürece dahil olması ve edilmesi gereken bir kesim de; ‘sosyal bilimciler’

Alınan tedbirler, virüs korkusu, sosyal hayattan izole bir yaşam sosyal bir takım problemleri beraberinde getirmeye başladı. Halk sağlığını en az virüs kadar tehdit edecek ‘korku’ başta olmak üzere bir takım ‘sosyolojik’ olgular süreç içerisinde göz ardı edilmeye başlandı.

KARAR MEKANİZMALARI ‘REAKSİYONEL’

Bilim ve siyaset çevrelerinin sosyal bilimcileri dışlayarak karar mekanizmasında bu kadar etkin olması bir takım sorunları beraberinde getiriyor. Bilimin ve siyasetin kriz yönetiminde ortak noktası ‘reaksiyonel’ davranış oluyor. Yani ortada var olan bir soruna dair ‘tek yönlü çözüm’ gören bu iki kesim, sosyal bilimcilerin devreye girememesi sonucu olası sonuçları yeterince öngöremiyor.

Örneğin tam kapanma… Bu olgu virüs ile mücadelede en etkili yöntemlerden biridir. Söz konusu yöntem ile insanların temasları azaltılarak virüsün bulaşma riskinin büyük oranda azaltılması amaçlanıyor ve işe yarıyor.

Fakat bilim çevreleri ve siyasiler ‘tam kapanmanın halk üzerindeki etkisi’ ile yeterince ilgilenemiyor. Siyasiler bilim çevrelerinin tavsiyelerine uyduğu kadar sosyal bilimcilerin anlatılarını karar mekanizmasına dahil etmiyor. Bu da ortaya kapanmanın sonuçları ile baş başa bırakılan kitleler çıkarıyor.

Siyasiler, Koronavirüs süreci kontrolden çıktıkça virüs ile mücadeleyi doğal bir mesele değil, bir tür güvenlik sorunu olarak algılamaya başladı. Dolayısı ile bu noktada bilim insanları gibi ‘reaksiyonel’ kararlar vermeyi tercih ederek toplum psikolojisini ve virüsün getirdiği etmenleri perdenin arkasında görmeyi tercih ettiler.

SOSYAL BİLİMLER DEVREYE ALINMALI

Ülkemizde sosyal bilimler alanında yaşana açık çok uzun zamandır bilinen ve üzerine çözümler getirilmeye çalışılan bir sorun. Bu kapsamda kurulan Sosyal Bilimler Liseleri, Sosyal Bilimler Üniversitesi bir süredir faaliyet halinde.

Fakat kağıt üzerinde atılan bu adımlar en çok gereken yerde harekete geçirilmedi. Virüs ve virüs kaynaklı kararların sosyal etkileri göz ardı edildi. Bu süreçte sosyal bilimcilere hala kulak asılmıyor. Halkı tanıyan, halkın nasıl tepkiler vereceğini bilen, sürecin insanlar üzerindeki etkilerini daha net okuyabilen insanlar karar alma süreçlerinin uzağında kaldı.

Fakat henüz çok geç değil. Virüsün etkileri yarın sona erse bile 1 yılı aşkın süredir yaşadığımız bu sürecin toplumsal etkileri on yıllar boyunca devam edecek. Açılan yaraya pansuman yapabilecek en önemli bilim dalı ise ‘Sosyal Bilimler’ olacak.

Bu nedenle çok geç olmadan sosyal bilimcilere kulak verilmesi ivedilik barındırıyor.

Ömer Taha Çiftçi 

Bir Cevap Yazın