Sadık Yalsızuçanlar: Modern savaşlar mertçe yapılmıyor

Sadık Yalsızuçanlar, edebiyatın hemen her türünde kalem oynatan, üretken yazarlardan biri… Önceki haftalarda ise bazen modern dünyanın çöplüklerinde, bazen aramızdaki meczupların âleminde dolaşan hikâyelerini bir araya getirerek “Ters Lale” eserini okuyucuyla buluşturdu. Profil Kitap’tan çıkan eser, adını ise Yalsızuçanlar’ın şair Lale Müldür’le olan hatıralarından ve şiirlerinden doğan hikâyelerden aldı. Biz de Yalsızuçanlar’dan eserin hikâyesini dinledik…

Edebiyatın her türlüsünde kalem oynattınız. Hemen her sene de bir eser kaleme alıyorsunuz. Yazmak sizin için nasıl bir fiil?

1979’dan beri yazıyorum. Okumak ve yazmak neredeyse hayatımın en temel uğraşı gibi… Okumayı da yazmayı da eşit ölçüde ciddiye alan biriyim. Aslında çok eser ürettiğim söyleniyor ama ben öyle düşünmüyorum. Her gün yazmanız hâlinde, kaleme aldıklarınız onlarca kitaba tekabül ediyor. Yaşar Kemal gibi edebiyatçılar da devamlı yazdıkları için kitapları yekûn tutuyordu ve çok kitap yazdıkları düşünülüyordu.

YAZMAK RİSK ALMAKTIR

Peki, çok eser meydana getirmek bir yazar için menfi bir durum mu?

Öyle bir ezber var ama aslında asla doğru değil. Keşke yazarlar çok yazabilse. İnsanın gönlüyle yazabildikleri kalıcı oluyor. Sezai Karakoç ise “Bir yazı kendisini yazar” der. Yazı, yazan ilişkisi içerisinde böyle sırlı bir taraf da var. Dolayısıyla bazıları çok yazanlara burun kıvırıyor. Bu, kedinin ciğere bakması kabilinden yorumlanabilir. Öte yandan yazmak ve konuşmak bir yerde risk almaktır. Fakat korkmamak lazım…

Az evvel yazıyorum derken okumayı da ciddiye aldığınızı vurguladınız…

Çok iyi yazarlar, genelde çok okuyanlar değil metindeki fazlalıkları atan kişilerdir. Ama yazarların iyi birer okuyucu oldukları da bir hakikattir. Cahit Zarifoğlu gibi kural bozmayan istisnalar var.

“ÇOK SATAR MIYIM?” DİYE YAZIYORLAR

Hikâyelerin sizin kaleminizden doğuşu nasıl gerçekleşiyor? Hafıza ile hisler nerede duruyor?

Son zamanlarda yazarken hiç zorlanmıyorum. Akdeniz’de bir beldeye kapanarak birkaç ay içerisine kitabımı bitiriyorum. Drama dediğimiz şey bir problemin açılımıdır. Hatta drama kurma, yani hikâye anlatma bir sorun kurma sanatıdır. Ama modernleşme sürecince artık edebiyatçılar, metin yazmayı estetik ögeleri yönetme performansı olarak görüyorlar. “Yazdığım şey çok satar mı?”, “Nobel alır mıyım?”… Bunun gibi motivasyonlar devreye giriyor. Lakin bir söz yazanın neresinden çıkarsa, okuyanın orasına ulaşır! Bunu göz ardı ediyorlar.

ANLAMLANDIRILAMAYAN BİR DÖNEMDEYİZ

Pandemide yaşanan kaos ve enformasyon bombardımanı bir yazar olarak sizi esir almıyor mu?

Varlıkta kaos mevcuttur. Tarih boyunca zaman zaman, yeterince anlamlandırılamayan dönemler yaşanmıştır. Bir süreçten geçiyoruz. Ama tabii artık savaşlar Orta Çağ’da olduğu gibi mertçe yapılmıyor. Dünyada onun getirdiği bir gerilim de var.

TÜRKİYE, DÜNYANIN HİKÂYE KAYNAĞI

Türkiye’de hikâye yazmak âdeta popüler bir fiile dönüştü. Hikâyeler, romana erişme yolunda bir merhale görülüp hafife mi alınıyor?

Ülkemizde çok güzel hikâyeler yazılıyor. Türkiye, dünya hikâyeciliği içerisinde çok üst sıralarda bir yerde. Belki dünyada en fazla öykü yazılan memleketlerin başında geliyoruz. Türkiye’de öykünün bir araç olarak görüldüğünü söylemek kolay değil zira hem öykü hem de roman yazan çok az kişi var.

Son hikâye kitabınız “Ters Lale”ye gelirsek; kâh bir derviş ruhlu adam karşımıza çıkıyor kâh modern dünyanın çöplükleri. Eserinize adını da veren bazı hikâye de şair ve ressam Lale Müldür’le olan irtibatınızdan doğdu. Eser nasıl meydana geldi?

Daha evvel kendisinin bir belgeselini çekmiştim. Sonrasında Cihangir’deki evinde sık sık görüştük. Lale Müldür’ün şiirlerini sever, bazılarını ezbere bilirim. Tabii eserde Selimiye Camii’ndeki ters lale üzerinden de hikâyeler kurdum. Epey zamandır yazları geçirdiğim Akdeniz’in bir beldesinde karşılaştığım manzaralar da beni etkiledi.

Şiirlerden ilham alınarak yazılan metinler kaleme almışsınız…

Şair gündelik rutinler içerisinde de şiirsel cümlelerle konuşuyor. Lale öyledir. Alelade şeylerin dibindeki şiiri fark eden biridir. Ben de böyle olduğu için, öykü diyaloglarına onun şiirlerinden dizeler adapte ettim.

Murat Öztekin-Türkiye

 

Bir Cevap Yazın