İyi Aile Yoktur kitap incelemesi

İyi Aile Yoktur kitabı Yazar Nihan Kaya’nın en popüler kitaplarından biridir.

300 sayfa olan kitap okurlarının karşısına birbirinden ilginç konularla çıkıyor. 2018 yılında İthaki Yayınları tarafından basılmış.

Kitabın arka kapak tanıtım yazısında şunlar ifade ediliyor:

“Usta yazar Nihan Kaya tarafından kaleme alınan İyi Aile Yoktur kitabı, gençler ve ebeveynlerin davranışlarına yönelik incelemeleri barındırıyor. Çocuklara, aileleri tarafından öğretilen davranışların, aslında çocukları ne denli bir sıkışmışlığın içerisine ittiği konusuna yer veren Kaya, örnekler ve alıntılar ile konuyu detaylı bir şekilde ele alıyor. Daha çok anne ve babalara ithafen yazıldığı düşünülen eser, aslında yediden yetmişe herkesin okuması gereken bir başucu kitabı niteliği kazanıyor. Henüz ebeveyn olmamış gençler ve çocuk sahibi herkes için bir ders niteliği taşıyan bu kitap, sizi de davranışlarınız üzerine düşünmeye yönlendirecek.

Hayatı daha iyi anlamlandırmaya başlayacağınız bu eser ile yaşamınızı ve ilişkilerinizde üstlendiğiniz rolleri sorgulamaya başlayacağınız bir deneyim sizi bekliyor. Bugüne kadar duyduğunuz ve size doğru olduğu öğretilen tüm kalıpları yıkmaya hazırsanız, hemen bu kitaba sahip olmalısınız.”

İyi Aile Yoktur

Aile, Çocuk, Hayat ve Kendini Anlamak Üzerine…

Çocuklar ve anne-baba ilişkisini irdeleyen kitap, çocukların birey olmaları yolunda kendilerine öğretilenleri derin bir sorgulama ve süzgeçten geçiriyor ve ekliyor: “İyi aile, iyi aile yoktur düsturuyla hareket edebilen ailedir.” Hayatın açmazları karşısında geçmişten günümüze adeta bir miras olarak bizlere öğretilen belli kalıplar ve davranışları etraflıca anlatan kitap, Alice Miller’ın yaklaşımlarından da izler taşıyor.

Kitabı bu denli vurucu ve çarpıcı kılan ise davranışlar hakkında derin bir sorgulama yaşatıyor oluşu. Bunu ikili ilişkiler, aile, çocuklar, okul sistemi gibi pek çok alanda tek tek inceleyen kitap; aynı zamanda kendimize dair pek çok öznel duygunun nedenlerini de araştırıyor. İnsanın kendine ve davranışlarına adeta bakış açısını değiştiren kitap, yalnızca ebeveynler için değil, kendisini anlamak ve anlamlandırmak isteyen herkes için yazılıyor.

Nihan Kaya Kimdir?

Roman, inceleme, öykü ve araştırma türlerindeki eserleriyle tanınan yazar Nihan Kaya, Boğaziçi Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü mezunudur. Essex Üniversitesi Psikanalitik Çalışmalar Merkezi’nde yüksek lisansını yaptıktan sonra King’s College London’da doktorasını tamamlamıştır. İlk eseri olan “Gizli Özne” adlı romanını 2003 yılında kaleme alan Kaya, halen yazarlığa devam etmektedir. Ayrıca MEF Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nde ders vermektedir.

“İyi Aile Yoktur” da Neler Var?

21 Eylül’de raflarda yerini alan “İyi Aile Yoktur”, mutluluğumuzun, kendi kendimizi gerçekleştirmemize bağlı olduğunu, sadece olduğumuz değil, ol/a/madığımız ama olma ihtimalimizin olduğu, insanların toplamı olduğumuzu ve olabileceğimiz ama olmadığımız kimselerin yasını tuttuğumuzun altını çiziyor. Ve ekliyor:

“Potansiyellerimizi gerçekleşmenin, yani kendi kendimizi gerçekleştirmenin önündeki engel, içimizdeki çocuğa koyduğumuz engelle ilgilidir. Bu kitap, o engelleri kaldırmakla ilgili. O engellerin ne olduğunu, hiç farkında olmadan nasıl içimize yerleştirildiğini anlatıyor…”

“Bizi hasta eden, duygusal dünyamızı tıkayan şey, acılarımız değil, o acıların ifadesinin yasaklanmasıdır. Çocukken olumsuz duygularımızı ifade imkanımız yasaklandığı için şimdi de kendimize ve başkalarına karşı ilişkilerimizde tıkanıklık yaşarız. Çocukluğumuzu daha iyi anlayamadığımız sürece bu tıkanıklıkları açmamız mümkün olmaz.”

“Kimse kimseyi mutlu ya da mutsuz etmez”

“Hakikatte kimse kimseyi mutlu ya da mutsuz etmez. Birileri bir şey yapar ve biz mutlu ya da mutsuz oluruz. Birileri bir şey yapar ve biz sinirleniriz, hayal kırıklığına uğrarız. Başkalarının eylemlerinin bizi üzmesine, yaralamasına izin vermemiz çocukluğumuzla alakalıdır.

Özerk/otonom bir duygu dünyası geliştirebilmemizin yolları, bu kitapta işleniyor. Sevilmediğimiz yahut sevgiyi kaybettiğimiz zaman neden üzüldüğümüz de.

“Bunların önüne geçmek mümkün.” diyen Nihan Kaya bu kitabı kaleme almasını ise şöyle açıklıyor: 

“Ne yana baksam, ne yana baksam, ne yana baksam yanakları her gün semiren, temiz, ütülü kıyafetleri üzerlerine her gün ayrı bir özenle giydirilen, sıcak tutulan, buna karşılık, bir ‘kişi’ olmak üzere doğan ve bir ‘kişi’ olmayı biteviye isteyen kişilikleri her geçen gün daha da çok ezilen, baltalanan, bedenleri büyürken ruhları her geçen gün daha çok solan, üşüyen, ölen, sömürülen, işkence gören çocuklar görüyorum ve bu durumu düzeltebilmek için, diğer yazdıklarımın üzerine böyle bir kitap yazmak ve bu satırları okuyanlardan da bunları erişebildikleri herkese anlatmalarını rica etmek, burada yazdığım ve yazamadığım şeyleri gidebildiğim her yerde ulaşabildiğim herkese gücüm yettiğince anlatmak dışında bir çare bulamıyorum.

“İyi Aile Yoktur,” kitabı, fark etmeden olağanlaştırdığımız ve bu nedenle yetişkin-çocuk ilişkisinin iyiye gitmesinin önüne tıkayan zihin tutumlarımıza ışık tutuyor.

Çocuğun kişiliğine müdahale etmeden ona nasıl rehberlik edebileceğimiz, anne/baba/öğretmen olarak bizim sınırlarımızın nerede bitip çocuğun sınırlarının nerede başladığı gibi çözmesi hayli zor konularda çok sayıda yaşanmış örnek vererek bunları bize açıklıyor.”

Aileye Bir de Böyle Bakalım…

Tam burada okumakta olduğum Lem’alar eserinde Bediüzzaman Said Nursi’nin şu cümlelerine takılıyorum:

“Evet, insanın en birinci üstadı ve tesirli muallimi, onun validesidir. Bu münasebetle, ben kendi şahsımda kat’î ve daima hissettiğim bu mânâyı beyan ediyorum:

“Ben bu seksen sene ömrümde, seksen bin zatlardan ders aldığım halde, kasem ediyorum ki, en esaslı ve sarsılmaz ve her vakit bana dersini tazeler gibi, merhum validemden aldığım telkinat ve mânevî derslerdir ki, o dersler fıtratımda, adeta maddî vücudumda çekirdekler hükmünde yerleşmiş. Sair derslerimin o çekirdekler üzerine bina edildiğini aynen görüyorum.”

“Demek, bir yaşımdaki fıtratıma ve ruhuma merhum validemin ders ve telkinâtını, şimdi bu seksen yaşımdaki gördüğüm büyük hakikatler içinde birer çekirdek-i esasiye müşahede ediyorum.”

Yaşanmışlık örneğinde sunduğu gibi çocukların eğitiminde şefkat kahramanları annelerin büyük rolü olduğunu Ayrıca şefkatin su-i istimal edilerek yanlış yönde kullanılmasıyla olumsuz yönde davranışlar sergilediğine Nihan Kaya ile ortak fikirdedir.

Şefkat Nasıl Su-i İstimal Edilir?

O şefkatli valide, çocuğunun hayat-ı dünyeviyede tehlikeye girmemesi, istifade ve fayda görmesi için her fedakârlığı nazara alır, onu öyle terbiye eder. “Oğlum paşa olsun” diye bütün malını verir, hafız mektebinden alır, Avrupa’ya gönderir. Fakat o çocuğun hayat-ı ebediyesi tehlikeye girdiğini düşünmüyor. Ve dünya hapsinden kurtarmaya çalışıyor; Cehennem hapsine düşmemesini nazara almıyor. Fıtrî şefkatin tam zıddı olarak, o mâsum çocuğunu, âhirette şefaatçi olmak lâzım gelirken dâvâcı ediyor.”

“O çocuk, “Niçin benim imanımı takviye etmeden bu helâketime sebebiyet verdin?” diye şekvâ edecek. Dünyada da, terbiye-i İslâmiyeyi tam almadığı için, validesinin harika şefkatinin hakkına karşı lâyıkıyla mukabele edemez, belki de çok kusur eder.Eğer hakikî şefkat sû-i istimal edilmeyerek, biçare veledini haps-i ebedî olan Cehennemden ve idam-ı ebedî olan dalâlet içinde ölmekten kurtarmaya o şefkat sırrıyla çalışsa, o veledin bütün ettiği hasenâtının bir misli, validesinin defter-i a’mâline geçeceğinden, validesinin vefatından sonra her vakit hasenatlarıyla ruhuna nurlar yetiştirdiği gibi, âhirette de, değil dâvâcı olmak, bütün ruh-u canıyla şefaatçi olup ebedî hayatta ona mübarek bir evlât olur.”

KAYA, “Anneler tanrı değildir, ölümlü insanlardır.” derken annelerin de yanıldığını, zorlandığını ve hata yapabileceklerini ifade ediyor.

“Çocukluk, yetişkinliğimizin fragmanıdır.”

Yazar Nihan Kaya, “Çocukluk, yetişkinliğimizin fragmanıdır.” mottosuyla bir çocuğun duygularının bir yetişkininkinden çok daha önemli olduğunu, iyi bir ebeveyn olma yolculuğunun iyi bir ebeveyn olmadığını düşünen, ebeveynliğini sorgulayan bireylerle başarılacağını bu kitap tokat gibi yüzümüze vuruyor.

“Annelik” kutsallığının yahut kavramların yarattığı kaosun enkazında kalan çocukların nasıl travmatik nesnelere dönüştürüldüğü, fabrikasyon fikirlerle yapılan ebeveynliğin çocuğa iyilik kisvesi altında yapılan kötülük olduğunu sevgili yazarımız sayesinde bazen tebessümle, bazen üzülerek kabul ediyoruz.

Biz yetişkinlere yıllardır sorgulamadan “Ama o annen” diyerek kabul ettirilen zoraki iyi gösterilmeye çalışılan oysa ki içinde korkunç boyutlarda kötülük barındıran aile, yahut ebeveynlik kavramlarının, esasında daha çok sorgulanması gerektiğini, gemlenen duygularımızın yükünü çocuklardan nasıl da acımasızca çıkardığımızı ve bunu yaparken de annelik kimliğini nasıl da pervasızca kullandığımızı bir kez daha gözler önüne seriyor yazar.

Çocuğun dramının en mahir şekilde yazıldığı ender kitaplardan biriyle karşı karşıya olduğumuz “İyi Aile Yoktur” öz kimliğimiz, saygı, itaat, istismar gibi kavramları en çıplak, en şeffaf halleriyle düşünmemize imkan sağlıyor.

Yazar bunu yaparken aslında hepimizin her gün yaşadığı olaylara at gözlüklerimizden kurtularak bakmamızı ve çocuğun yararına gelişecek her bir eylemden hepimizin sorumlu olduğunu “Bir insan çok şey değiştirir.” cümlesiyle ifade ediyor.

KAYA, Annelik yahut babalığı statü olarak görüp, kendilerinde hak gördükleri hiyerarşinin çocuğun kendisinde onulmaz travmalara sebebiyet verdiğini kaçımız biliyoruz acaba?

“Çocukluk en büyük dramdır.” diyen KAYA, bunu çocuğun yaşadığı dramı kimseyle paylaşamaması, kendisini sürekli haksız ve suçlu görmesiyle açıklıyor. Eğer anne ve baba birbiriyle çelişiyor olsaydı travmaya sebep olabilecek durumlarda teyzemiz, amcamız yahut herhangi bir komşumuz tüm bu olanlara dur diyebilseydi; ebeveynin yaptığının yanlış olduğunu rahatça ifade edebilselerdi istismara uğrayan o çocuk o anda sorgulamayı öğrenecek “Annem yahut babam da hata yapabilir, acaba ben haklı olabilir miyim?” diye düşünmeye başlayacak ve gelecekte başına gelebilecek olası her türlü istismarı başından nasıl savması gerektiğini öğrenmiş olacaktı.
Özetle; bu kitabı “…çocukluk geçirmiş ve kendisini daha iyi anlamak isteyen…” herkese tavsiye ediyorum.

                                                                                          

YAZAR: NURAN ŞAHİN /Öğretmen/Yeni Eğitim Dergisi/İlköğretim-Okulöncesi Sayfaları Editörü

Bir Cevap Yazın Cevabı iptal et