Eğitim Gelişim – Cehalet, Fakirlik, Ayrışma Neden En Büyük Üç Düşmandır?

Eğitim Gelişim – Diğer insanlardan ayıran kişilik özellikleriyle “Fert” (birey) olan insanın, hem biyolojik olarak hayatını sürdürme ve hem toplum içindeki ilişkiler bakımından “insanca” yaşama hakkı vardır.

Ancak toplumlardaki birey-birey, birey-kamu, birey-devlet arasındaki ilişkilerden ve uygulamalardan doğan adaletsizlik ve bunun doğal sonucu olan eşitsizlik, yalnız hukukta değil, eğitimde, iktisatta, sosyolojik hayatta da görülebilmektedir.

İnsanca yaşamak ne demektir?

Eğitim Gelişim – İnsanca yaşamak, insanın, aklıyla doğru düşünüp doğru kararlar vererek, arzularını meşru sınırlar içinde tutarak, hakkını ve hukukunu koruyarak, yeteneklerini tam kapasiteyle çalıştırması ve yaşaması demektir.

İnsanca yaşamak demek faydalı insan modeli demektir.

İnsanın, yeteneklerini geliştirip insanlara faydalı olmaktır.

20 yüzyılın başında, Van’da, Medresetüz-zehra isimli bir üniversite girişimiyle ünlenen eğitim girişimcisi ve düşünür Bediüzzaman’a göre, insanca yaşamanın 3 şartı vardır.

Birincisi, eğitimli toplum olmaktır. (Marifet-Maarif)

İkincisi, iktisaden gelişmiş olmaktır. (Meslek-Sanat)

Üçüncüsü ise sosyal toplumsal bütünleşmektir. (Sosyal İttifak)

Bu üç şart hayatımızın her alanına nüfuz etmiştir.

Eğitim Gelişim – Söz gelimi, bir ülkede demokratik eğitimin meydanı olan demokrasi yetersizse veya yoksa, insanların kendilerini ifade etme hakları ellerinden alınmış demektir. Vesayetçi sistemde topluma dayatılan egemen ideoloji vesayetçi eğitim üzerinden topluma hakim olur.

Eğitim hakkı zenginleştirilmezse, bu durumdan cehalet istifade eder. 

Eğitim Gelişim – Cehalet arttıkça insanların hayata bakışlarındaki daralma sefil bir hayatın yaşanmasını sonuç verir. Yani eğitimsizlik sefaleti doğurur. Gelişmiş ülkelerde, eğitim ile ekonominin paralel gittiği görülür. Tabi fakir ülkelerde de aynı hüküm geçerlidir; eğitim de yerlerde sürünmektedir.

Seçenekleri olmayan insanlar fakir; fakirlik ise bir şiddettir.

Eğitim Gelişim – İktisaden baktığımızda, fakirlik, insanların hem insanca yaşama hakkına bir darbe olduğu gibi, seçme özgürlüğünü de elinden alır. Çünkü “zengin”, seçenekleri ve bu seçeneklere erişme imkanı çok olan insana denir. Seçenekleri olmayan insanlar fakirdir. Gandhi, “Fakirlik bir şiddettir.” demişti.

Toplumsal ayrışma-bütünleşme açısından baktığımızda sosyal ve siyasi kurumların demokratik yapıyı güçlendirmemeleri durumunda toplumsal bölünme sıkıntıları yaşanmaya başlar.

Görüldüğü gibi eğitim milletin başına ne gibi dertler açıyor!

Bir defa şunu hemen söyleyelim; demokratik yapıdan uzak olan ülkelerde eğitimli olmak can sıkıntısıdır. Düşünen insanlar daralır, sıkılır, kendilerini dinleyip anlayacak daha demokratik ülkelere giderler.

Beyin göçü böyle oluyor. Kifayetsiz ve yetersiz yöneticinin kafası çalışandan korkması ve onu bastırarak üretmekten alıkoymasıdır.

Burada siyasal kurumlar, özellikle yönetimde çalışan milletin hizmetkarları, toplumun eğitim düzeyini düşürmeye değil, daha da yükseltmeye çabalamalıdır.

Başarılı yönetimler, eğitim yoluyla insanlara haklarını öğreten yönetimlerdir.

Özetle, eğitim bireyi özgürleştirmek için bir araçtır. Eğitim, insanların farkındalığını artırır. Ama bu farkındalık, bireyde diğer bireylerle, toplumla ve devletle ilişkilerinde bir huzur veya seçme özgürlüğü sağlamıyorsa, burada insanlar ne kadar mutlu olur?

Eğitim Gelişim – Onun için Türkiye dünya mutluluk sıralamasında 104. sırada. Bizden daha mutlu 103 ülke ve milyarlarca insan var. Bunu hak ediyor muyuz?

Eğitimin kalitesi demek;

Aynı zamanda demokrasinin de kalitesi demektir.

Aynı zamanda iktisadi gelişmişlik demektir.

Aynı zamanda kişi başına düşen  -gerçek- GSMH yılda en az 30 bin dolar demektir.

Aynı zamanda istediği yere gidebilen, istediği bir ihtiyacını alabilen bunun için cebinde veya bankada parası olan demektir.

Aynı zamanda hayata dair sosyal taleplerini temin etme açısından seçenekleri bol insanlar ülkesi demektir.

Eğitim, mutlu bireyler yetiştirmektir.

Mutlu birey yetiştirmek için cehalet, fakirlik ve bölünmüşlükleri ortadan kaldırmak gerekir.

O halde eğitim 3 yılda şu görüşleri programlamalıdır.

Birinci Yıl: Cehaletle mücadele yılı – Programın adı:  “Eğitimli İnsan, Mutlu Ülke Programı”

İkinci Yıl: Fakirlikle mücadele yılı – “Mesleki – Sanat Eğitimiyle Zenginleşiyoruz Programı”

Üçüncü Yıl: Sosyal bütünleşme yılı – “Eğitimli İnsan – Bütünleşmiş Toplum Programı”

Not: Eğitime methiye diziyorum, ama bu eğitimin içinde neler olmalı ki yukarıda sayılan amaçlara ulaşılabilsin? Eğitimin içeriği amacına hizmet etmiyorsa, eğitim kurumları cehalet yayabilir. Okurlarımızı da bu konuda fikirlerini paylaşmaya, yazmaya davet ediyorum.

Kolay gelsin.

Yazan: Sergen Sazak / Yeni Eğitim Dergisi

Bir Cevap Yazın