Eğitim– Bilgi, Davranış ve Söz Çerçevesinde Öğrenmenin Kudsiyeti

Eğitim – Hüseyin Çeşitçioğlu “Bilgi, Davranış ve Söz” çerçevesinde Öğrenmenin kutsallığını yazdı.

Ünlü Alman düşünür Goethe’ ye göre, önce görev ve görev ahlâkı vardı.

Yuhanna İncili’ne göre “Önce SÖZ VARDI. Söz Tanrı’yla birlikteydi ve Söz Tanrı’ydı. Başlangıçta O, Tanrı’yla birlikteydi.” (Yuhanna 1.İncil 1.ayet).

Yuhanna İncilin ilk ayetinin Martin Luther tarafından yapılan Almanca çevirisinde:

“Im Anfang war das Wort.” (Önce söz / kelam vardı.) der.

Logos/Loji, Yunancada duyguları kavrama anlamındaki pathos sözcüğünün karşıt anlamı olan us / akıl ile kavrama anlamındadır. (Kaynak: Vikipedi)

Herakleitos’un varlık anlayışının temelinde yer alan ve başka bir dile çevrilemeyen logos sözcüğü söz, düşünme, akıl, oran, ölçü gibi çok anlamlı bir sözcüktür.

MÖ 5. yüzyılda Herakleitos logosu evreni düzenli bir bütün olarak kuran ve hareket ettiren ussal ilke biçiminde tanımlamıştır.

Buna göre logos, hem oluşumların altında yatan ve onları biçimlendiren düzen ilkesi (bilerek terbiye etme) hem de evrenin böyle bir düzen olarak kavranmasında belirleyici olan BİLGİ ilkesiydi.

Çünkü ÖNCE AŞK vardı ve aşk Tanrı’yla beraberdi ve aşk Tanrı’ydı. Hak, âlemi aşk ile yarattığına göre… (Mealen;  Muhyiddin Arabi düşüncesi):

“İşte bundandır ki, Vedûd ismine mazhar olan muhakkıkîn-i evliya, ‘Bütün kâinatın mayası muhabbettir. Bütün mevcudatın harekâtı muhabbetledir. Bütün mevcudattaki incizap ve cezbe ve cazibe kanunları muhabbettendir’” demişler. (Kaynak: Otuzikinci Söz)

Üstad Nursi kâinatın mayası noktasında (AŞK / muhabbet) diğer araştırmacı evliya ile hemfikir ama her şeyi aşka indirgeyenlerden de mesleğini ayırmıştır.

Cemil Meriç şu görüşe yakın durur;

“ÖNCE SÜKUT vardı, kelam değil, ”Tanrı sükuttur,” diyor bir Hint bilgesi.” (Kaynak: Bu Ülke)

Nurettin Topçu, İsmail Hakkı Baltacıoğlu’nun özünde geldikleri nokta ise; “Varoluş söz’ den önce gelir. Önce EYLEM vardı.”

***
هُوَ الَّذٖي خَلَقَ لَكُمْ مَا فِي الْاَرْضِ جَمٖيعاً ثُمَّ اسْتَوٰٓى اِل السَّمَٓاءِ فَسَوّٰيهُنَّ سَبْعَ سَمٰوَاتٍؕ وَهُوَ بِكُلِّ شَيْءٍ عَلٖيمٌ

Bakara Suresi 29. ayette:
“Yeryüzünde ne varsa tamamını sizin için yaratan, sonra göğe yönelerek onları, yedi gök olarak tamamlayıp düzene koyan O’dur ve O, her şeyi hakkıyla BİLİR.” (Kaynak: Diyanet/Kur’an Yolu)

Bakara Suresi 30. ayette:
“Hani Rabbin meleklere, “Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım” demişti.
Onlar, “Biz seni övgü ile tesbih ederken ve senin kutsallığını dile getirip dururken orada fesat çıkaracak ve kan dökecek birini mi yaratacaksın?” dediler. Allah “Şüphe yok ki, ben sizin bilmediklerinizi BİLİRİM” buyurdu. (Kaynak: Diyanet/Kur’an Yolu)

Bakara Suresi 31 ayette:
“Ve Âdem’e bütün isimleri öğretti. Sonra bunları meleklere gösterip “Sözünüzde doğru iseniz şunların isimlerini bana söyleyin” dedi. (Kaynak: Diyanet/Kur’an Yolu)

Özetle eğitim açısından; önce bilgi/ ilim, sonra irade/ eylem, sonra da söz/ kelam vardır!

Âdem’e (as) bütün eşyanın ve ihtiyaç duyduğu şeylerin ismi, özellikleri ve gerektiğinde isimlendirme (ad verme) kabiliyeti, Hz. Adem ve çocuklarının genetiğine böylece kodlandı.

Kısaca; neyi yaratıp/ yapacağını önceden bilen, sonra irade edip yaratan, sonra da melekler ve Adem’le konuşan/ kelam eden bir ezeli ve ebedi bir Allah var).

Bakara Suresi 32. ayette:
“Seni tenzih ederiz! Bize öğrettiğinden başka hiçbir bilgimiz yoktur. En kâmil ilim ve hikmet sahibi şüphesiz sensin” cevabını verdiler. (Kaynak: Diyanet/Kur’an Yolu)

Bakara Suresi 33. ayette:
“Ey Âdem! Bunların isimlerini onlara bildir” dedi. Onlara bunların isimlerini BİLDİRİNCE de “Size ben göklerin ve yerin gizlisini kesinlikle bilirim; yine sizin açıkladığınızı da gizlediğinizi de bilirim demedim mi!” buyurdu. (Kaynak: Diyanet/Kur’an Yolu)

“Ben gizli bir hazine idim; bilinmek İSTEDİM, mahlukatı yarattım” (Hadis-i Kudsi. Acluni, Keşfü’l-Hafa, II/132)

“Ben cinleri ve insanları beni tanıyıp/ kulluk etsinler diye yarattım.” (Zariyat Suresi, 51)

Madem Yapan Bilir Elbette Bilen Konuşur!

Eğitim – “Şu kâinatın sahib ve mutasarrıfı elbette BİLEREK yapıyor (önce ne yapacağını biliyor sonra yapıyor) ve hikmetle tasarruf ediyor ve her tarafı görerek tedvir ediyor ve her şeyi bilerek, görerek terbiye ediyor ve her şeyde görünen hikmetleri, gayeleri, faydaları irade ederek tedvir ediyor.
Madem yapan bilir; elbette bilen konuşur. Madem konuşacak, elbette zîşuur ve zîfikir ve KONUŞMASINI bilenlerle konuşacak. Madem zîfikirle konuşacak, elbette zîşuurun içinde en cem’iyetli ve şuuru küllî olan İNSAN NEVİ İLE KONUŞACAKTIR.” (Kaynak; Mektubat, 19.Mektup).

Demek ki, melekler öğretildiği kadar, Ademoğlu da da öğrendiği / talim ettiği kadar bilecek ve konuşacak…

Yazar – Hüseyin Çeşitçioğlu/ Sanat Tarihi Öğretmeni/ safacesitcioglu@gmail.com

Bir Cevap Yazın