Dil Eğitimi – Bir “Yabancı” Dili Neden Öğrenemiyoruz?

Dil Eğitimi – Dil eğitiminde, özellikle İngilizce öğrenimine o kadar önem verdiğimiz halde, ne yazık ki, istenilen düzeye gelmekten çok uzağız. Batıda, ana dilinden farklı bir dil öğrenilecekse, o dile, “Second Language” (İkinci dil) deniliyor; bizde ise “Yabancı Dil!” deniliyor. Bir defa öğreneceğimiz dili “yabancı” ilan ettikten sonra, ona ısınmamız kolay olur mu hiç?

Genellikle İngilizce başta olmak üzere farklı bir dili öğrenme konusunda neden zorlanıyoruz?

“What is your name?”

İngilizce öğretmeni olarak, şimdiye kadar karşılaştığım herkesten aynı tepkileri alıyorum. Soru ise hep aynıdır ”Hocam yıllarca İngilizce çalıştık; fakat öğrenebildiğimiz tek şey “What is your name?

Elbette bir yanlışlık var. Dil öğrenimi bir süreç işidir; farkındayım.

Nedir süreç?

Süreç, o dilin tam anlamıyla öğrenilmesi için vakit ayırmak, uğraşmak, yöntemine göre veya yeni tekniklere göre öğrenmek demektir.

Hepimiz kabul ederiz ki dil hemen öğrenilmez.

Okullarımız ise dil eğitiminde, özellikle İngilizceyi kast ediyorum, ne yazık ki yetersizdir.

Dil Erken yaşta Öğrenilir: “The earlier, the better!”

Dil eğitimi ne kadar erken başlarsa o kadar kolay, hızlı kalıcı olacaktır.

Anadilimizden biliyoruz ki, dil erken yaşlarda öğrenilir. Bu yüzden 0-6 yaş çok önemlidir. Çocuklar bu yaşlarda daha aktiftir ve dil bu yaşlarda daha eğlenceli ve kolay öğrenilir.

Olumsuz tutumlar ve önyargılar ne kadar yıkılsa da ülkemizde İngilizce, hala gereksiz bir ders olarak görülmektedir.

Bazı kişilere göre “Ne olacak öğrenip de? Ne yapılacak? Biz onların dilini öğreneceğimize, onlar bizim dilimizi öğrensinler!” gibi yanlış fikirler ortaya atıyorlar.

Kabul etsek de etmesek de, çağımız İngilizcenin mutlaka öğrenilmesini gerektirmektedir.

Avrupa Birliği içinde 40’dan fazla dil konuşulmaktadır. AB’nin dil politikası, her AB vatandaşının 3 dil konuşabilmesi üzerine kurulmuştur. Her ülke, kendi çocuklarına konuştukları resmi dil hariç 2 dil daha öğretmektedir.

Hani, her dil bir insan demekti!

Dil Öğrenmeye Karşı Önyargılar Değişmelidir.

Dil Eğitimi – Değişen ve gelişen dünyada İngilizce bilmek artık lüks olmaktan çıkmış bir durumdadır. Bir dil bilmek bile yetersiz kalıyor. Toplumlara ayak uydurmaya çalışırken, bilim ve teknik adına bir şeyler öğrenmek dil bilmeden imkansız hale gelmiştir.

Bu yüzden İngilizce öğretmeni olarak bizlere görev düşüyor. Başta yapmamız gereken çevredeki bu yanlış inanışları; İngilizcenin öğrenilmesinin çok zor olduğu görüşünü çocukların beyninden silmek gerekir.

Bu tarz inanışlar, 2000’lerin ilk on yılında fazlasıyla hakimdi. Türk öğrenciler, önce Sokrates, Leonardo da Vinci ve şimdi Erasmus gibi mobility projeleriyle işbirliği yapılan farklı ülkeler arasında mekik dokuyunca, İngilizce bilmenin ne denli önemli olduğu ihtiyacı ortayda çıktı.

Şükür ki, artık kimse “İngilizce öğrenip de ne olacak?” diyemiyor.

İngilizceye karşı önyargılarla büyüyen ve 4.sınıfa gelen bir çocuğun İngilizce öğrenmesi için ailesinin onu desteklemesi gerekiyor.

Gerçi ilköğretimde haftada 3 saat olan bir İngilizce dersi ile yabancılar gibi konuşulmasını beklemek komik olur.

“Hocam siz 3 saatte çocuklara İngilizce öğretebilecek misiniz?”

Bir taraftan müfredatı yetiştirmeye çalışan, diğer taraftan da çocuklara İngilizcenin temellerini öğretmekle yükümlü olan öğretmene sorulan tek şey: “Bu çocuklar neden İngilizce konuşamıyor?” sorusudur. Oysa şöyle sormalılar; “Hocam siz 3 saatte çocuklara İngilizce öğretebilecek misiniz?”

İlkokul 4.sınıfa gelindiğinde o meraklı gözler bir şeyler öğrenmek için beklemeye giriyor. Çocuk ne öğreneceğinden habersizdir. Öğretmen ise 1.sınıf öğretmeni gibi işe başlayacaktır. İngilizce adına hiçbir şey bilmeyen öğrencilere 3 saat de olsa zorlu yolculukta rehber olacaktır.

Öğretmenin, sınıfta yeri gelecek sesi kısılacak, yeri gelecek fiilleri öğretirken zıplayacak, koşacak, yeri geldiğinde tiyatro yapacaktır.

Dünyada popüler olmuş şarkıların hemen hemen tümü İngilizcedir.

Sinema filmleri İngilizcedir.

Günlük yaşantımıza bile girmiştir İngilizce.

İnternetin dili İngilizce; günümüzde o kadar çok kelime var ki, bu kelimeler dilimize İngilizceden geçmiştir.

İngilizce, ne yazık ki, küresel sömürünün de dili haline gelmiştir. İngilizce öğrenmek için harcanan paranın haddi hesabı yok.

Ülkemizden bir bilim insanı başka bir ülkeye bilimsel bir faaliyet için gittiğinde tebliğini İngilizce sunar. Makalelerini tüm dünyanın kabul etmesi için İngilizce yazar.

Çünkü nereye gidersek gidelim, uluslararası anlamda herkesin konuştuğu eğitim, bilim, sanayi, ekonomi, ticari; her alanda ortak dil İngilizcedir.

Bunlar tamamıyla işin uluslararası boyutu.

Mesleği ne olursa olsun, İngilizce bilen bir birey, dünyadaki tüm gelişmeleri bilmeyene göre daha yakından takip etme şansına sahiptir.

Dil Öğrenmek Bir Serüvendir; Vazgeçtiğin Anda Kaybedersin!

Dil Eğitimi – Bir defa İngilizcenin lüzumunu bile tartışmak abes. Bu her dil için de geçerli. Ne var yani; Batı dilleri kadar, Arapça Farsça, Hintçe, Mandarin (Çin) dili, Japonca vb. Doğu dillerinden birini bilmede ne gibi bir kusur olabilir?

Her şeyden önce Öğretmen sadece yol gösterici rehber olmalı; ancak öğretmenlerimizin eğitim verdiği dilde yetkin olması önemlidir.

Özetle, sizi, şu “Yabancı Dil” deyip, kendimizi ikinci bir dili öğrenmeye kapattığımız zihin kalıplarından kurtulup, zihin kapılarını açmaya davet ediyorum.

Take it easy!

Kolay Gelsin!

 

Bir Cevap Yazın