Çocuklarda Spor – Çocuklara Sporu Sevdirdik mi? Nerede yanıldık?

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı yavaş yavaş geride kalırken, tüm dünya çocukları gibi ülkemizde de çocukların belli başlı problemleri bulunuyor. Özellikle son yıllarda ortaya çıkan bir problem ise ‘fiziksel durum’. İyi ve sağlıklı bir beden her yaşta insanoğlunun bir numaralı ihtiyacıdır. Özellikle gelişim çağındaki çocuklarda, ardından ilerleyen yaşlarda ‘bozuk fizik’, özgüvenin zedelenmesi anlamına geliyor.

Çağımızda yaşanan değişimlerden biri beslenme alışkanlığıdır. Giderek yağ ve nişasta temelli beslenme alışkanlıkları yüksek kalori alımını küçük yaşlara kadar düşürmüş durumda. Kalori yakımı ise çocuk yaşta bile çok az. Bunun bir nedeni de değişen oyun alışkanlıklarıdır.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR: KİLO VERME ÇABALARINA RAĞMEN TARTIDAKİ KİLOM NEDEN DEĞİŞMİYOR?

Her geçen gün çocuklarda fiziksel bozulma daha aşikar oluyor. Ayrıca fiziksel bozulma yaşamasa bile spor konusunda yaşanan hatalar nedeniyle ülkemiz yıllardır bazı spor dalları hariç elle tutulur başarılar elde edemiyor veya edilse bile bireysel bazda, süreklilik arz etmeyen bir şekilde başarı geliyor.

Hal böyle olunca işin temelinde yatan sorunların bir an önce masaya yatırılması gerekiyor. Özellikle spor gibi en temelden başlanması gereken bir konuda yapılan hataların çözümü için ilk olarak teşhislerin doğru konması gerekiyor.

TEŞHİS 1: BEDEN EĞİTİMİ NE DEMEK?

Çocuklarda spor – Çok uzun yıllar boyunca ülkemizin eğitim müfredatlarında ‘Beden Eğitimi’ isimli bir ders yer aldı. Bu ders geçtiğimiz yıllarda ‘Beden Eğitimi ve Spor’ ismi ile revize edildi.

Oysa en baştan sorunlu olan ‘beden eğitimi’ gibi 20. yüzyıl mantığı ile belirlendiği çok aşikar olan bir ismin varlığı. Beden eğitilmez. Zihin spora hazırlanır. Çağımızda spor ile ilgili yapılan bilimsel çalışmaların bir çoğu göstermektedir ki fiziksel aktivitelerin temelinde ‘zihnin hazırlanması’ yatmaktadır. Tüm uzuvlarımız ‘beynimiz tarafından’ yönetilmektedir ve bedenin eğitilmesi değil, çalıştırılması söz konusudur.

TEŞHİS 2: İÇERİĞİ SAĞLIKLI MI?

Çocuklarda spor – Son yıllarda okullarda spor müfredatı konusunda ilerleme olduğu aşikar. Fakat hala içerik; “Belirli hareketler ezberletip, bu hareketlerin yapılışını göstermekten” öteye geçemiyor.

Oysa ilk teşhiste bahsettiğimiz gibi spor zihinseldir. Ayrıca spor bir kültür ve yaşam tarzıdır. Bu kültürü ve yaşam tarzını çocuklara sevdirmek için ‘hareket bilgisinden’ önce sporun ve sporcunun yapısı ile ilgili bilgiler vermek daha doğrudur.

Oysa yıllardır bu durum değişmemektedir. Hala dersler ‘ezberlet, aynısını yapmasını bekle’ mantığı ile işlemektedir. Haliyle söz konusu beden eğitimi dersleri hala gerek ilköğretim, gerek lise aşamasında ‘boş geçilecek’ derslerden öteye geçemiyor. Sınav odaklı eğitim sisteminde işin bu kısmında büyük boşluk bulunuyor.

Oysa eğitim sistemiz bilmeli ki; spor da öğrencilere bir dizi yaşam ve eğitim becerisi öğretir. Özellikle son dönemlerde yaşanan araştırmalar spor ile eğitimdeki başarı arasında bir korelasyon olduğunu ortaya koymuştur. Fakat gerek aileler, gerek öğretmenler hala işin spor kısmına ‘gereksiz’ yorumunu getirmekten geri durmamaktadır.

TEŞHİS 3: AİLELER BİLİNÇLİ Mİ?

Çocuklarda spor – İşin okul sınırları içerisindeki sorunları konuştuk. Fakat tek başına okul duvarları içerisini sorumlu tutmak doğru olmayacaktır. Geçmişten bugüne ülkemizde aileler tarafından spor konusu ‘küçümsenen’ bir olgu olarak karşımıza çıkıyor. Ailelerimiz maalesef spor konusunda sadece ülkemizdeki futbolu ve futbolun getirdiği gerilimlere hakim. Bir çok spor dalı geri planda bırakılıyor.

Bazı durumlarda ise aksine ‘kontrolsüzlük’ söz konusu olabiliyor. Çocuğunun spor sevgisinden rahatsız olmayan aileler bu sefer eğitim diğer unsurlarını ve dersleri geri planda bırakıyor veya çocuğunun göz ardı etmesine izin veriyor.

Ayrıca ailelerimiz su alımı, beslenme, doğru spor hareketleri, uyku düzeni gibi temel konularda bilgisiz halde.

NBA’DEN İYİ BİLİYOR OLAMAZLAR!

Çocuklarda spor – Dünyada spor organizasyonları deyince akla gelen ilk oluşumlardan biri Amerikan Ulusal Basketbol Ligi veya kendi ismi ile NBA.

Özellikle genç nesil arasında NBA’in ve NBA basketbolcularının popülerliği artmakta. Bugün dünyanın bir çok ülkesinde gençler NBA’de oynayan basketbolcuları idol olarak görmekte ve yakından takip etmekte.

Milyonlarca doların söz konusu olduğu böylesine popüler bir organizasyonda önemli bir ‘eğitim hayatı’ detayı bulunmaktadır. NBA organizasyonuna dahil olacak bir çok oyuncunun üniversite bitirmesi teşvik edilmektedir. Öyle ki; 1946 yılında kurulan NBA’de şimdiye kadar liseden doğrudan lige giren oyuncuların sayısı bir hayli azdır. Örneğin Kobe Bryant, LeBron James gibi meşhur eğitimler lise biten bitmez NBA’e gelen sayılı ‘süperstar’ basketbolcular arasındadır.

Oysa söz konusu basketbol organizasyonlarında ABD’de popülerlik lise yıllarından başlamaktadır. Henüz lise basketbol takımında oyuncular müthiş bir popülerliğe ulaşırlar. NCAA olarak bilinen Amerikan Lise Basketbol Ligi’nin popülerlik seviyesi bugün bir çok büyük ülkenin en yüksek futbol ligindeki popülerlik seviyesinden fazladır.

Bunca şaşa ve popülerliğe rağmen basketbolcular eğer belirli bir not ortalamasını tutturamazlarsa sahada da yer almalarına izin verilmiyor.

Amerika’daki bu sistem ‘ders odaklı eğitim’ ile sporun nasıl iç içe yürütülebildiğini gösteriyor. Bir yanda spor sevgisi ile dünyanın sayılı sporcuları yetiştirilirken, bir yandan bu kişilerin eğitim hayatlarına değer veriliyor. Ne spora, ne de derslere ‘gereksiz’ gözü ile bakılıyor.

SPOR SEVGİSİNİ ÇOCUKLARA NASIL AŞILARIZ?

Çocuklarda spor – Daha önce sporun bir kültür, bir yaşam tarzı olduğundan söz ettik. Çocuğun özsaygısının gelişiminde sağlıklı bir fizik yapısı anahtar olarak karşımıza çıkıyor. Ayrıca söz konusu spor kültürü hayatın her alanında başarıyı destekleyen temel bir sac ayağı. Peki spor sevgisini nasıl aşılayacağız? İşte maddeler;

1- Eğlenceli hale getirmek

Spor eğlencelidir. Fakat bir çok konuda olduğu gibi sunumu çok önemlidir. Ülkemizdeki temel sorun spora bakışta yatmaktadır. Rekabeti ifade eden spor ülkemizde maalesef bir ayrışmanın ve gerginliğin temelini oluşturmaktadır. Günümüzde çocuklara küçük yaştan itibaren altyapısında futbol eğitimi veren kulüplerimiz maalesef bu ayrışmanın ve gerginliğin körükleyicisi olarak karşımıza çıkarak bu konuda büyük bir ironi yaratmaktadır.

Bu nedenle ilk olarak başta Gençlik ve Spor Bakanlığı olmak üzere ülkemizdeki kamu veya özel sektör tüm kurumların sporun amacına dönmesi elzemdir. Okullarda spor dersi verecek öğretmenlerin de sporun eğlenceli ve rekabetçi yönünü iyi idrak etmesi ve bu konuda gereken eğitimleri almış olması gerekmektedir.

2- Temelden başlamak

Çocuklarda spor – Yine spor konusunda yaptığımız bir diğer hata temeli kaçırmaktır. Sporun üç önemli unsuru bulunmaktadır;

Uyku-beslenme-antrenman bilgisi

Ülkemizin eğitim kurumlarında antrenman bilgisi henüz ilk iki madde bilinmeden ve ölçülmeden verilmektedir. Oysa bir çok aile çocuklarının uyku ve beslenme düzeni konusunda eksik bilgi sahibidir ve bu önemli noktaları göz ardı etmektedir.

Spor sevgisini kazandırmanın ilk adımları uyku süresi ve kalitesinin takibi, ebeveynlerin beslenme konusunda bilinçli olması, çocukların ne kadar su aldığı-alması gerektiği noktasında bilgi sahibi olunması ve bu temeller oturduktan sonra spor sevgisinin aşılanmaya başlaması elzemdir.

3- Ders planı oluşturmak

Önemli bir konuda spor konusunda verilecek olan bilgilerin tüm yeteneklere hitap edecek biçimde olmasıdır. Bunun da yolu ders planı oluşturmaktan geçer. Dersler, becerisi ne olursa olsun her öğrencinin dikkatini çekecek şekilde kurgulanmalıdır.

Leor In Home Early Learning’de Baş Eğitimci Jennifer O’Hagan bu konuda şu tavsiyeyi veriyor;

“Bireysel ilgi alanlarına hitap etmek için okul müfredatına çeşitli farklı sporları dahil edin. Çocuklar futbol veya basketbol gibi takım oyunlarına katılmayı sevebilirler. Diğerleri tenis veya badminton gibi daha kişiselleştirilmiş bir spor aktivitesini tercih edebilir”

Ders planları ve müfredatlar çocuklara tüm spor dallarını keşfetme fırsatı vermelidir.

4- Rol modelleri kullanmak

Çağımızdaki çocuklar ve gençler, sosyal medyanın etkisi ile bir çok alanda olduğu gibi sporda da idoller belirlemektedir. Bu kimi zaman bir futbolcu, kimi zaman basketbolcu olabileceği gibi sporu sevdirebilecek profili düzgün bir Youtuber dahi bu konuda işinize yarabilir.

Bu idolleri çocuklarla buluşturmak dışında söz konusu idollerin hayatlarına atıflar yapmak, bunlarla iletişim kurmalarını sağlamak Milli Eğitim Bakanlığı ve Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın kolaylıkla üstesinden gelebileceği bir meseledir.

5 – Spor turları yapmak

Çocuklar okulların duvarları dışında bir şeyler yapmaya bayılırlar. Bu nedenle çocukları o gün il veya ilçedeki spor etkinliğine götürmek son derece etkili olacaktır. Ayrıca bu etkinlikler ardından profesyonel sporcular ile yakın temas kurmaları sağlanabilir.

Sonuç

Ülkemizin eğitimde her alanda verdiği kırmızı alarm spor konusunda da kendisini gösteriyor. Küçük yaştan spor alışkanlığı edinmeyen çocuklar, çağın getirdiği beslenme-uyku ve oyun alışkanlıkları nedeniyle erken yaşta bozulan fizik ile karşı karşıya kalırken, ülkemizde de bir elin parmağını geçmeyecek ‘bireysel’ başarılar dışında spor gibi insanlık tarihi kadar eski bir konuda çok az başarı kazanımı söz konusu oluyor.

Bu konuda aile-okul iş birliği ve düzgün bir spor müfredatı ile kısa süre içerisinde sonuç almak mümkün görünüyor. Fakat harekete geçmek için ‘yarın bile çok geç’ görünüyor.

Bir Cevap Yazın