Beden Dili – İletişimde Beden Diliniz Neler Söylüyor?

Beden Dili – Başarı denilen sihirli kelime insanın düşüncelerinde başlasa da onu ortaya çıkaran esas etken davranışa dönüşmüş eylemlerdir.

İyi insanların zaman zaman kötü şeyler yapabildiği, kötü insanların da bazen melek gibi davrandığı bir gerçek.

Daha da ötesinde, bazı şeyleri biz kontrol edebiliriz; ancak bazı şeyler de bizi neden kontrol etmesin!

İşte, farkına varmadığımız; ama bizi çoğu kez kontrol altına alarak çevremizde yanlış tanınmamıza neden olan kör noktalarımızın farkına varırsak eğer, mükemmellik yolunda bir adım daha ilerlemiş oluruz!

Konfüçyüs ‘un beğendiğim bir sözü var: “Olgun insan; güzel söz söylemeyi bilen insan değil, söylediğini yapan ve yapabildiğini söyleyebilen insandır.”

Nasıl Bakarsanız, Öyle Görülürsünüz.

Beden Dili – Bir ormanı nasıl görürsünüz? Bütünsel mi, birebir mi?

Ya olayları nasıl yorumlarsınız? Hükümsel mi, analitik mi?

Kısacası, insan davranışlarını nasıl değerlendirirsiniz?

İnsan okudukça gelişir ve geliştikçe okur. Çünkü insan okur! Okumak yalnızca yazılı metinleri değil, hayatı ve hayatın her karesini de okuyabilmektir. Hatta bu, öylesine bir hız ister ki, bazen bir “an” içinde her şeyi okumanızı gerektirir.

Toplumun her karesinde, her bir insanın duruşunu, oturma biçimini, bakışlarını, yüz ifadelerini, ellerinin nerelerde olduğunu ve ne işler yaptığını, beyninden neler geçtiğini, kısacası eskilerin deyimiyle “lisan-ı halini”, şimdiki deyimle “beden dilini” okumak ama çok hızlı okumak durumundadır.

Tıpkı, diğer insanların da beden dilimizden anlamlar çıkarıp hakkımızda her yöne açık sonuçlar çıkarması gibi.

Öğrencilik yıllarımda, sıra arkadaşım Hüseyin, öğretmenin anlattığı dersi dinlemekten çok, öğretmenin ders sunumu sırasındaki beden dilini karikatürize ederdi. Resmi de fena değildi hani. Hele asabi öğretmenleri bir resmedişi vardı ki, teneffüslerde Hüseyin’in neler çizdiğini merak edenler çoktu.

Öğrenciler, Hüseyin’in başına toplanırlar, çizgilere bakarak on dakikalık teneffüsü gülüşmelerle geçirirlerdi. Hüseyin’in yapmadığı bir şey vardı. O da çizdiklerini öğretmenlerine asla göstermemesiydi.

Oysa, öğretmenler o çizgileri görselerdi, belki de daha mükemmel ders anlatmak için beden dillerine çekidüzen verirler, sunumlarında daha mükemmel olabilirlerdi.

Ne iş yapıyor olursanız olun, Hüseyin’in yapmadığını, ben size önerebilirim: Farkına varmadığınız hatalı beden dilinizi, yani kör noktalarınızı samimi arkadaşlarınıza yorumlatın; “Bugün hangi davranışlarım hatalıydı?” diye sorun.

Eğitimli insan sayısı arttı. İnsanlar okuyorlar. Şimdi herkes iyi bir gözlemci oldu. Böylesine uyanık bir gözlemci kitle karşısında, sizin de daha fazla ve daha kapsamlı bir gözlemci olmaya ihtiyacınız yok mu?

İnsanların Beden Dilini Doğru ve Hızlı Okuyun!

Beden Dili – Dimitrius ve Mazzarella’nın genel olarak söylediğini unutmayalım: İnsanların ruhlarına girmek istiyorsanız, onların beden dillerini çok  hızlı okumanız gerekiyor. Bunun için yapılması gereken, insanları ve ortamlarını bir kamera gibi taramak; daha sonra grupsal olarak irdelemek, bulguları büyütmek, yeniden değerlendirmek ve en sonunda kararı vermek.

İnsanlar, genel olarak, ruhun şu hallerinden bir ya da bir kaçını yaşar:

  • Dürüstlük – Dürüst olmayış
  • Dikkat kesilmek
  • Düşüncelere dalmak
  • Sıkıntı
  • Öfke
  • Düşmanlık
  • Düş kırıklığı
  • Bunalım
  • Üzüntü
  • Kararsızlık
  • Sinirlilik
  • Gurur
  • Alçak Gönüllülük
  • Kendine güven
  • Kendini savunmak
  • Şaşkınlık
  • Korku
  • Gücenmek
  • Ketumluk
  • Açıklık
  • İlgililik
  • Sürpriz
  • Kuşku
  • Endişe

Yüzünü Göreyim, Düşünceni Okurum!

Beden Dili – Halden hale giren insan, girdiği ruhsal tavrın belirtilerini yüzüne, davranışına, beden diline ve sözüne yansıtır.

Sözgelimi, sıkıntısı olan bir insanla konuşurken, o kişinin bakışlarını boşluğa diktiğini ve ellerini nereye koyacağını bilemediğini, ya da kafasını, boynunu kaşıdığını, çenesini sıvazladığını gözlemlersiniz.

Kararsız bir yüzde ise hızlı gezinen gözleri, her sesi dinleyen kulakları, kısacası güvensiz ve şaşkın çizgileri gözlemlersiniz.

Çocukların; büyüklerin her  davranışına, hem de ayrıntısıyla dikkat ettikleri bir gerçektir. Kısacası çocuklar, o masum değerlendiriciler, birer taşıyıcı gözlemcidir.

Öyleyse önce çocuklarınızın aleyhinize konuşmasına fırsat vermek istemiyorsanız, davranışlarınıza, yüz ifadenize ve beden dilinize dikkat etmelisiniz!

İşte Öneriler!

  • Konuşurken beden dilinizin daha etkili olmasını istiyorsanız, evde, ayna karşısında çalışmalısınız. Aynada özellikle ağız yapınızı, ellerinizi, gözlerinizin nerelere baktığını, yutkunmanızı, ses tonunuzu eleştirel gözle incelemelisiniz. Hatta zayıf ve güçlü yönlerinizi de bu arada not almalısınız.
  • İnsanların satır başlarında değil, satır aralarında gizlendiğini unutmayınız. Bu bakımdan sözlerinizin anlamı, vurgusu ve yöneltmesinin nasıl olduğuna dikkat ediniz. Alaycı değil duyarlı, emredici değil ricacı bir ses tonu ile konuşmak önemlidir.
  • İnceliğin bilgiden önce geldiğini asla unutmayınız. Bu bakımdan yapmacık olmayan kibarlık ve incelik, anlattığınızın önemini ikiye katlar. Kaba ses tonu ve beden dili, anlattığınız konunun önemini kaybetmesine neden olur.
  • Konuşurken insanların gözlerine, hem de gülümseyerek bakınız. Anlattığınız konunun daha dikkatlice dinlenildiğini göreceksiniz. Sattığınız bal; ama yüzünüz sirkelik ise, anlattıklarınız, söyledikleriniz çekilmez olur. Bu nedenle, her insanla bakışlarınız ve gülümsemenizle bire bir iletişim kurunuz.
  • Ellerinizi kullanarak, anlatımınıza destek verebilirsiniz. Sakın parmak sallama tarzını tercih etmeyiniz. Ellerinizi, sanki içinde bir minik top tutuyormuş gibi, parmaklarınızı ve avuç ayanızı yukarıya dönük tutunuz. Anlatımınız sırasında ellerinizi rastgele değil konunun anlamına göre kullanmalısınız.
  • Mümkün olduğu kadar insanlara dönük olarak konuşunuz. Ayaktaysanız vücut duruşunuz dik olmalıdır.

Sonuç: İnsan, bir sahne sanatçısı gibidir.

Beden Dili – İnsnalar bu hayatta birer sanatçıdır; her rolünü önceden, zihninde prova yaparak oynamalıdır. Hayat bazen sürprizlerle gelebilir; bu sürprizleri fırsatlara dönüştürmeli ve lehine çevirebilmelidir.

Ne dersiniz?

 

Bir Cevap Yazın